BİR TÜKETİCİ OLARAK HAKLARIMIZ NELERMİŞ? (4077 SAYILI TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN IŞIĞINDA) YAZI DİZİSİ – DİZİ 1

(4077 SAYILI TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN IŞIĞINDA)

YAZI DİZİSİ – DİZİ 1

Tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, tüketiciyi aydınlatıcı ve eğitici, tüketicinin zararlarını tazmin edici bir kanun 1995 senesinden bu yana yürürlüktedir. Ne yazık ki bu kanunun etkinliği, piyasaya yansıyabilmiş değildir. Bunun pek çok sebebi var. Bu yazı dizisinde bu sebepleri dile getirmekten ziyade gayemiz, piyasanın serbest ekonomisinde ezilen tüketicinin kendini koruyabilmesine ve bu yönde girişimlerde bulunabilmesine katkı sağlamaktır. Bu doğrultuda 4077 sayılı yasayı her düzeyde vatandaşın anlayabileceği en yalın dille sizlere aktarmaya çalışacağız.

Konuyu üç yazı dizisi halinde dergimiz kanalı ile aktaracağız. 1. dizi (bu sayıda) de söz konusu kanunun değerli vatandaşlarımıza verdiği önemi, sağladığı imkânları, bir mal veya hizmeti satın alırken satıcılar veya sağlayıcılar karşısında tüketicinin ne gibi haklarının olduğu izah edilecektir. 2. dizi (bir sonraki sayıda) de ayıplı mal-hizmetle karşılaşılması, taksitle satış, kapıdan satış, mesafeli satış, abonelik sözleşmesi, garanti belgesi, anlatılacaktır. 3. dizi (daha sonraki sayıda) de daha spesifik olarak ve son zamanlarda gündeme damgasını vuran, fakat ivedilikle gündemden düşürülen bir konu, tüketici ve konut kredilerinde istenen dosya masrafları, kredi kartı aidatı, elektrik faturalarında talep edilen kaçak kullanım bedelleri ve bu sıkıntılara karşı tüketicinin başvurabileceği hukuki yollar izah edilecektir.

4077 sayılı yasa, bir yetersizliğin ürünüdür. Şöyle ki, özelleştirme uygulamalarının başlaması, ekonomide devletçi politikaların yerini piyasa ekonomisinin alması neticesinde piyasada oluşan tekelci girişimler, tüketicilerin üretilen mal, sağlanan hizmet hakkında yeterli bilgi ve donanıma sahip olmaması, aşırı yıkıcı ve adil olmayan rekabetin karşısında bir tüketici olarak vatandaşın hak ve hukukunu gözetmek, sistemi frenlemek maksadıyla ülkede düzenleyici ve denetleyici kurumlar (üst kurullar, bağımsız idari otoriteler…) teşekkül etmiştir. Fakat gözlemimiz odur ki, bu teşkilatlar, serbest piyasadaki işleyişi kontrol etmede denetlemede yetersiz kalmıştır. Temel ekonomi güç odakları karşısında serbest ekonomi pazarında bir özne olan tüketicinin yalnız bırakılmaması gerektiğindendir ki, 4077 sayılı yasa da yürürlüğe sokulmuştur. Bu kanun tanıdığı hak ve imkânlar bakımından son derece yeterli de olsa yetersiz olan şudur aslında, tüketiciyi koruyan bu yasa aynı zamanda tüketicinin kendini koruyucu girişimlerini özendirme amacı gütmektedir. Yani kanun: “ ey tüketici! Benim seni koruduğum kadar sen de kendini koru. Sen de pazara çıktığında ekonomik güç odakları karşısında hakkını oku-öğren-ara, sessiz kalma, kaderim buymuş deyip gerisin geri dönme.” demektedir.  Hal böyleyken tüketicinin hareketsiz kalması bu yetersizliğe sebep olmaktadır. Zira kanunun işlevinin piyasaya etki edebilmesi ilk önce tüketicinin girişimde bulunmasına bağlıyken tüketici hareketsiz kalmayı tercih etmektedir. Örneğin elektrik faturalarında sebepsiz yere vatandaştan tahsil edilen kaçak kullanım bedelleri karşısında vatandaş, “ne olacakmış canım, 30–40 TL için gidip dava mı açayım, onca sıkıntı hiç uğraşamam” demektedir. Hal bu ki burada gözden kaçırılan şudur, haksız kesintiler sonucu elektrik şirketleri binlerce tüketiciden yüz milyarlarca fazla para tahsil edip bunu ceplerine indirmektedir. Her bir tüketicinin girişimi o kadar önemlidir ki, sistemin ne şekilde işleyeceğini bu davranışları belirlemektedir.

Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiye yani tüketiciye kanunun sağladığı bazı hak ve imkânlara şöyle bir göz atacak olursak,

1.      Bir malda hukuki dille “ayıp” var ise yani o malda bir hata, bozukluk varsa tüketici satıcıya 30 gün içerisinde bunu bildirmek şartıyla 1) yeni bir ürün isteyebilir 2) ücretinin iade edilmesini isteyebilir 3) ücretsiz tamir isteyebilir 4) maldaki bozukluk oranında ödediği paradan indirim isteyebilir. Tüketicinin bu 4 haktan birini seçme imkânı vardır.
2.      (Bankalarla, pazarlamacılarla, satıcılarla…) imzalanan her bir sözleşmenin bir örneğinin tüketici kendisine verilmesini isteyebilir. Ayrıca bu bir zorunluluktur.
3.      Üzerinde “satılık değildir”, “numunedir” yazısı olmayan her ürünün tüketici kendine satılmasını talep edebilir.
4.      Bir satıcıyla veya bir bankayla imzalanan sözleşmelerde eğer taraflarca müzakere edilmeden imzalanmış yani tüketiciye sorulmadan sözleşmeye konulmuş maddeler varsa tüketici bunu imzalasa da daha sonradan bu maddelerin iptal ettirilmesi mümkündür.
5.      Taksitle yapılan alışverişlerde tüketici, borçlandığı toplam tutarın tamamını veya bir kısmını taksitin günü gelmeden ödediği vakit, bu taksitler için gerekli faiz indirimi yapılmak zorundadır.
6.      Kapıdan satışlarda tüketici bir malı teslim aldığı tarihten itibaren 7 gün içerisinde hiçbir gerekçe göstermeden o sözleşmeyi iptal edebilir. Yani o malı satıcıya iade edebilir.
7.      Bir kredi sözleşmesinde bankanın kredi sözleşmesinin yanında teminat olarak tüketiciye imzalattırdığı senetlerin tüketici açısından hiçbir geçerliliği yoktur. Zira bu yolla teminat senedi alınması yasaklanmıştır.
8.      Her türlü abonelik sözleşmesini tüketiciler, iptal ettirebilir.
9.      Yukarıda belirttiğimiz durumlara karşı bir aykırılık olursa tüketicilerin başvurabilecekleri hukuki yollar da mevcuttur. 1.161,67 TL ‘ye kadar olan alacaklar veya değeri 1.161,67 TL’ye kadar hukuki uyuşmazlıklar için her il veya ilçelerde bulunan Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerine başvurarak tüketici yukarıda izah ettiğimiz haklarını ileri sürebilmektedir. Hakem heyetinin verdiği kararlar, mahkeme kararı niteliğinde olup bu kararlara karşı taraflar, 15 gün içerisinde Tüketici Mahkemelerine itiraz edebilir. Bu aşamada Tüketici Mahkemelerinin vereceği kararlar ise kesin olup bu kararlara karşı Yargıtay’a temyiz yoluna başvurulamaz. Tüm bu süreç baştan sona ortalama 5–6 ay kadar sürmektedir. Eğer alacak miktarı veya uyuşmazlığın değeri 1.161,67 TL’nin üstünde ise taraflar doğrudan Tüketici Mahkemelerine başvurmalıdırlar.  Tüketiciler, ikamet ettikleri yerdeki hakem heyeti veya mahkemelere başvurmalıdırlar.  Parasal sınır Büyükşehir belediye sınırlarında 1.161,67 TL değil 3.032,65 TL ‘dir. Hakem heyeti veya mahkemeye başvuruda tüketiciden herhangi bir harç alınmamaktadır. Bilirkişi ücretleri de bakanlıkça karşılanmaktadır.

Yukarıda kısaca belirttiğimiz gibi bir tüketicinin hak ve imkânları neler, diğer sayılarımızda derinlemesine incelemeye devam edeceğiz. Şimdilik hoşça kalınız. 11.06.2012


En Son Eklenenler
BİR DÖNEM MEMURİYETTE BULUNAN KİŞİNİN EMEKLİ TAZMİNATI
TÜKETİCİ HAKLARI (4077 SAYILI TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN IŞIĞINDA) YAZI DİZİSİ –2
BİR TÜKETİCİ OLARAK HAKLARIMIZ NELERMİŞ? (4077 SAYILI TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN IŞIĞINDA) YAZI DİZİSİ – DİZİ 1
DİLEKÇE HAKKI
İFLASIN ERTELENMESİ
Sözleşmelerde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar